dasdasdaw
Franz Kafka – Aforizmalar
Dünya Klasikleri / 24 Eylül 2018

Bu kitap dünyası farklı bir alem, okuyorsun bir kitabı hiç bir şey anlamıyorsun, sonra bir kaç bilgi elde ediyorsun ve tekrar okuyorsun bu sefer kitap çözülmüş oluyor. Eski zamanlarda vardı, dünya savaşları sırasında şifreli haberleşme, bir mesajı elde etsen bile, onun karşılığı elinde yoksa mesajı okuyamıyordun. İşte bütün büyük yazarlarda böyle, bir kurgu, plan dahilinde oluşturulan karakterler, cümleler… Franz Kafka‘yı Dönüşüm kitabıyla burada ağırlamıştık, bu sefer ise Aforizmalar adlı eseriyle başbaşayız. Aforizma nedir dersek, sosyal medya ortamlarında özlü söz kasanlar vardır ya, sürekli böyle karmaşık cümleler paylaşırlar farklı yazarlara ait. İşte bu tip şeylere aforizma derler ve böyle sürekli yazmaya da aforizma kasmak derler. Tabi bunların hepsi sosyal medya için geçerli. Aforizma olayı ise edebiyat alanın da oldukça farklı bir yerde. Özellikle Kafka’nın Aforizmaları, anlamak için önce Kafka’yı tanımak gerekir. Açık olmak gerekirse, 15 dakikada 100 sayfalık aforizmalar kitabını bitirdim. Aman aman etkilendiğim söylenemez, sadece önsöz kısmında güzel bilgiler yer alıyor ki, oda bu aforizmaların nasıl anlaşılacağı üzerine yol gösteriyor. Etkilenmeme sebebim Kafka’yı tam olarak tanımamamdan da olabilir ama dediğim gibi bunlar başlangıç ve elbet bir gün ne demek istemiş olacağını anlayacağım. En başta da dediğim gibi, bir yazarın eserini anlamak için onu iyice tanımak gerekiyor, neden niçin böyle demiş…

Ahmet Mithat Efendi – Felatun Bey İle Rakım Efendi
Türk Klasikleri / 23 Eylül 2018

Bazen yüzünüz de bir gülümseme belirir, böyle anlar herkesin hayatında muhakkak olmuştur ve bu anlar paha biçilemezdir, işte böyle anlardan biri de az önce bu satırları yazmaya başlamadan önce yaşandı. Bir kitabı okuyorsunuz, bitiriyorsunuz, kendinizce bir anlam çıkarıyorsunuz, sonra bu işin ilmini bilen birinden bu kitap hakkında gerçekleri öğrendiğiniz de vaaaooooovvv diyorsunuz… Okuma alışkanlığım mevcut, lakin türü konusunda sıkıntılarım vardı ki, çok şükür onu da aşıyorum, hani herkes dünya klasiklerini okumak ister, yok tolstoy, yok çehov falan filan, ama bizim bir de Türk klasiklerimiz var ki, ben bunlardan biri olan Ahmet Mithat Efendi tarafından yazılmış Felatun Bey İle Rakım Efendi kitabını okudum ve oldukça zevk aldım. Kitap 1876 yılında yazılmış bir kitap, günümüzü düşünürsen neredeyse 150 sene öncesine ait bilgiler, tasvirler, mekanlar içeriyor. Biraz olsun nostalji, tarih, eski zaman seviyorsanız, bu kitap sizi mest etmeye yetecektir. Kitap isminden de belli olmak üzere iki karakter üzerinde dönüyor, tabi her kitapta olacağı şekil yan karakterler de var, biri batı özentisi Felatun Bey, diğeri ise ufak hataları da olsa diğerine nazaran oldukça iyi Rakım Efendi. Kitapta öğrendiğim bilgilere gelirsek, bir kere alafranga ve alaturka kavramları oldukça bol geçiyor, alafranga yaşam nasıl olur, ne gibi farkları vardır bolca örneğini görebiliyoruz, ek olarak Ahmet Mithat…

Peter Warren Singer – Kiralık Ordular
Araştırma / 22 Eylül 2018

Meşhur Hollywood filmlerinde özellikle savaş aksiyon tarzı filmlerde muhakkak paralı asker lafı geçer, yada Afrika yada Irak Savaşları gibi Arap coğrafyasında, bu tarz bölgeler ile ilgili çekilen filmlerde genellikle kötü tarafta yer alan askerler paralı askerler olarak adlandırılır. Peki bunlar gerçekten var ise ve hatta şuan da bile burnumuzun ucundalar ise. Peter Warren Singer, dünya üzerinde ki daha çok Amerika’da olan bu tür paraları askerlik ve hatta paralı orduları tanıtarak tüm dünyanın onları tanımasını istemiş olabilir, belki de onlardan korkmamızı da… Kiralık Ordular, aslında her coğrafyada varlar, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra ortaya çıkan yeni devletlerin düzenli orduları henüz istenilen seviyede olmayınca, bu tarz kiralık ordular, eğitimden tutun, asayiş ve çatışmalara kadar her türlü alanda sözleşme ile iş başı yapmış oluyorlardı. Kiralık Ordular kitabı, bu tarz şirketlerin hangi zamanlar da ne şekillerde iş yaptıklarını, paralı asker tanımının ne olduğunu, nasıl görevler yaptıklarını, küresel olarak bu pazarın ne kadar yüksek hacimde olduğunu uzun uzun anlatıyor. Belki de kaosun sonlanmaması, yasadışı yollarla elde edilen paralarla güç elde etmenin yeni ve nitelikli yolu bu olsa gerek. Peter Warren Singer, Kiralık Ordular Özel Askeri Şirketler kitabında bu alanda yazılmış en kapsamlı kaynak olarak karşımıza çıkıyor, özel bir ilgi alanına giren bu politik askeri kitap, meraklıları…

Malcolm Gladwell – Davut Ve Golyat
Kişisel Gelişim / 22 Eylül 2018

Hiç bir zaman fanatikliğim olmamıştı, çok eskiden kaset zamanlarında, kimilerinde bir sanatçının bütün kasetleri olurdu, şimdiler de ise bazı yazarların bütün kitaplarını okuyanlar olabiliyor ve artık bu bana farklı gelmiyor. Çünkü sevdiğiniz bir kalemin diğer eserlerini de okumak istiyorsunuz ve diğer eserlerinde de aynı tadı aldığınızda arkası geliyor. İşte böyle tatlardan biri de Malcolm Gladwell ve kendisinin bu sefer Davut ve Golyat adlı kitabıyla beraberiz. Kitabı tanıtmadan önce bir soru sorayım, hiç hayatınızın bir noktasında devlerle savaştığınız oldu mu, hani boyu 5 metre 500 kilo kocaman yaratıklar var ya onları kastetmiyorum, kastettiğim tam olarak, sizin konumunuza göre sizden çok büyük yada ileride olan devleri soruyorum. Mesela siz ufak bir takımsınızdır, ama rakibiniz muazzam bir takım olabilir ve işte o bir devdir. Yada okuldasındır ve de hakikaten koca cüsseli birisi sana zorbalık ediyordur, mecaz olarak ta gerçek olarak ta o bir devdir. Kısacası herkes biraz düşünmeyle kendisinin savaştığı yada çekindiği bir dev bulabilir. Malcolm Gladwell ise Davut ve Golyat efsanesiyle giriş yaparak bize devlerle savaşmanın yolunu gösteriyor. Golyat zamanının devidir ve Golyat adında biri onu yener, tabi yenmesi için bazı ince ayrıntılar vardır ve işte bu kitapta o ince ayrıntıları yaşanmış olaylarla harika bir şekilde gözler önüne seriyor. Bu kitap sonrası…

Anton Çehov – Altıncı Koğuş
Dünya Klasikleri / 22 Eylül 2018

Uyarıyorum, stres altında iseniz, yada moraliniz bozuk ise, Anton Pavloviç Çehov‘un yazdığı Altıncı Koğuş isimli kitabını sakın ama sakın okumayın. Zaten Türkiye İş Bankası Kültür Yayınlarından çıkan kitabın kapağı bile kasvet dolu. Uyarımızı yaptıktan sonra neden böyle söylediğimize bakalım, aslında bu söylem kitabın kötü olmasından değil, kitabın kurgusu ve yaşanılanlardan ötürü. Kitabımız iki ana karakter etrafında dönüyor, bunlardan biri taşra kasabasında ki doktor ve de diğeri ise hastanedeki akıl hastalarından biri. Her kitapta olduğu gibi yine iki ana karakter hakkında uzun uzadıya bilgiler veriliyor. Daha sonra karşılaşmaları ve sonrasında gelişen olaylar ve son. Anton Çehov, Altıncı Koğuş kitabında zamanının Rusya’sını anlatmış, ülkede ki sorunlar ve Rusya için hiç bir girişimde bulunmayan sadece izlemek ile yetinen elit tabakayı eleştirmiş. Ama kendinizi kitabın karakterleri yerine koyduğunuz da özellikle doktor Andrey Yefimıç, hayat çok zor olmakta. Bir söz var iş işten geçmeden derler ya, kitap bunu güzelce anlatmış. Sonuç olarak Anton Çehov, Altıncı Koğuş kitabında gerçekten etkileyici ve tam olarak vermek istediğini başarmış, kasvetli yapısı gereği biraz etkisinden kurtulmak zor olacak, bu kitabı okuduktan sonra eğlenceli bir tarz kitap okuyun ki sis perdesi dağılsın…

Stefan Zweig – Satranç
Öykü / 21 Eylül 2018

Hayata 1,5 saat mola vermek istiyorsanız, Stefan Zweig, Satranç kitabı tam anlamıyla bu iş için biçilmiş kaftan. Çok uzun zamandır bu kadar heyecan uyandıran, beni sürekleyen kitaba rastlamamıştım. Ve sadece 1,5 saatte bitirebileceğiniz oldukça rahat, heyecan verici, psikolojik değerlendirmeleri olan ve maalesef bir veda mektubu olan kitap. Satranç kitabını ikiye ayırmak gerekebilir, uzun öykü tarzında yazılan kitap iki kişinin etrafında dönüyor, ilk yarıda satranç tahtasının bir tarafını tahlil ediyor, uzun uzadıya, diğer yarıda ise tahtanın diğer tarafını. Satranç tahtasından örnek verirsek, önce beyaz oynuyor, sonra da siyah oynuyor. Kitap sanki bir film izliyormuşum gibi heyecanlandırdı, öykünün kurgusu çok güzel, bu kim di o kim di, bu da nereden çıktı falan herşey yerli yerinde. Resmen size o atmosferi yaşatıyor. Ve de bu kitabı ilk elinize almanıza neden olan satranç kelimesi ve satranca ilginiz ise, sizlere daha fazla heyecan da vereceği kesindir. Stefan Zweig, Satranç kitabında aynı zaman da Hitler Almanyasının ikinci dünya savaşında avrupa’da estirdiği olumsuz durumları da öyküsünde anlatarak, olayın sadece satranç üzerine kurgu olmadığını, içsel gelgitlerini ve en sonunda yaşamına son vereceğinin sinyallerini verdiği kitabı, okumanızı şiddetle tavsiye ediyoruz.

Tarih Ve Düşünce – Türklerin Hataları
Tarih / 14 Eylül 2018

Binlerce yıllık dünya tarihinde bir çok imparatorluklar kurulmuş yıkılmıştır, cihan hakimiyeti zaman zaman bir Moğollar’a bir Türklere geçmiştir, son 1000 yılda ise Türklerin yükselişi, çöküşü ve şimdi ise dirilişi başlamıştır. Peki 16 tane Türk Devleti neden kuruldu yıkıldı, neden Türk tarihi bu kadar çok yıkılış ve kuruluşla dolu bunları hiç düşündünüz mü? Daha önce tanıttığımız kitaplarda bahsettik, başarının kesin bir formülü yok, ama başarısızlığın kesin formülü mevcut, işte Tarih ve Düşünce tarafından hazırlanan Türklerin Hataları kitabı ilk Türk Devletlerinden başlayarak günümüze kadar bir çok hatamızı gözler önüne seriyor. Hatalar arasında neler yok ki, koca Selçuklu’yu yıkan Terken Hatun Vakası, Diriliş Ertuğrul dizisini izlemişseniz, kadınların iktidar hırsları için yapmayacakları kalmıyor, herkes kendi oğlunu başa geçirmek için girdiği iş birlikleri, öldürtmeler, kanlı hesaplaşmalar, tavizler, hediyeler, kız vermeler… ne ararsanız mevcut…. Yada, zamanının ötesinde bilim ile uğraşanlara destek verilmeyip, hatta bunlardan biri de Sultan iken, çeşitli hırslarla savaş açıp, kendi babasını öldüren, bilimi yasaklattırıp, karanlığa gömen evlatlar oldukça bırakın ailelerin parçalanmasını koskoca imparatorluklar çöküyor. Genel olarak, iktidar hırsı, başı bozuk Türkmenler, Saray kadınların ihtirasları, yerli işbirlikçiler, hainler, uşaklar, bütün bunlar birleşince ortaya şuan ki durumumuz geliyor. Ve bize düşen görev bu hataları bilip tekrarlamamak. Tarih ve Düşünce ilk devletlerden beri Türklerin Hatalarını güzelce…

Latif Erdoğan – Şeytanın Gülen Yüzü
Siyaset / 13 Eylül 2018

Ülkemiz çok büyük bir hain köpeğin ihanetini yaşadı, dinimizi kullanarak büyüttüğü örgütüyle, en kritik noktalarımıza sızarak kalkıştığı hain darbe sonucu asker, polis, sivil 248 insanımızı şehit verdik. Böyle bir ihanet şebekesi bir anda oluşmadı, yavaş yavaş büyüdü, dış güçlerin desteğiyle birlikte daha da hızlandı. Ülkemizin her yerine sızdılar, söz de abiler, soruları çaldılar, askeriyeye sızdılar, istihbarata sızdılar, polise sızdılar, eğitime sızdılar, telefonları dinledir, yargıyı rehin aldılar. İşte böyle bir ihanet şebekesinin içerisinde 45 yıl kalan Latif Erdoğan, bu kadar manidar ve uygun bir isimle Şeytanın Gülen Yüzü kitabıyla bu ihanet şebekesinin kurulumundan itibaren başlayarak, büyümesine, himmet adı altında para toplamalarına, elde ettikleri güç sayesinde şantajdan yıldırmaya, adam kayırmadan, ihale vermelere kadar bir çok konuda bilgi veriyor. Şeytanın Gülen Yüzünü okudukça kendini beğenmiş, rüşvetçi, rekabetçi, hak yemekten sakınmayan, idealleri için başkalarını harcamaya razı olan, para kaynakları için duygu sömürüsünü çok iyi kullanan bir adamı tanıyacaksınız. Bizler burada Diktatörlüğün Psikolojisini tanıttık, İktidar kitabını tanıttık, orada ne varsa Fethullah Gülen Şeytanında hepsi mevcut. Bu yollar böyle başlar bir kere aldın mı gerisi gelir, kandırılan onca insan, şehit olan onca insan, hakkı yenen onca insan, hırs, iktidar… Adam 20 yaşında sistemi yıkıp yerine sistem kurmayı planlayan, dünyayı ele geçirmeye çalışan aklını yitirmiş bir deli….

Demet Cengiz – Patronca
Kişisel Gelişim / 13 Eylül 2018

Bir zamanlar Hüsnü Özyeğin’in konuk olduğu bir konuşmayı izlemiştim, konuşma tarzı, söyledikleri, tam bir patron olduğunu gösteriyordu, izlediğim o konuşmadan çok keyif almıştım, çünkü ilgi alanım olan iş dünyasından bahsediyordu, tabi iş dünyamızda bir çok patron var ama hepsine ait konuşma yok, onlarla tanışmakta kolay değil, ama bu sorunu çözen kitaplar mevcut, bunlardan biri de Demet Cengiz tarafından hazırlanmış olan Patronca Başka Bir Lisan kitabı. Bu tarz kitapları her zaman severim, çünkü kaynak kitabı değeri taşırlar, özellikle bu kitap ise patronlara sorulan soruların cevaplarını içeriyor, her yiğidin yoğurt yiyişi farklı olduğu gibi patronlarında ortak noktada birleştikleri maddeler var. Ülkemiz de farklı bakış açılarına çok rastlayamayız, özellikle çalıştığınız kurumlarda bir konu etrafında en fazla kaç kişi söz sahibi olabilir ki, bir toplantı olsa kaç çalışan katılacak, kaçı aykırı fikir yada farklı fikir beyan edecek. Ama bu kitapta 50 adet iş dünyasının patronu, çeşitli sektörlerde kendilerine sorulan 10 adet soruya samimiyetle cevap veriyorlar, bu sorular nasıl oluştu derseniz, Demet Cengiz’in imza günlerinde sorulan soruların toplanmasıyla elde edilmiş sorular. Neler mi var, başarının sırrı, şans, pişmanlık, iş hayat dengesi, sosyal medya, aile… Demet Cengiz, Patronca kitabında bir de derleme yapmış her soru hakkında, orada sosyal medya da iş insanlarının takip ederken kendi isimlerini…

Fatoş Ayvaz – Koçluk Teknikleri
İş Kitapları , Kişisel Gelişim / 13 Eylül 2018

Bazı kitaplar vardır, konuyu dallandırıp budaklandırır, halbu ki özü azıcıktır, işte birazdan size tanıtacağım kitap ise size bu özü öyle güzel veriyor ki, nasıl ki altının değerini sarraf bilirse, işte bu kitapta öyle. Sizlere tanıtacağım kitabın ismi Fatoş Ayvaz tarafından derlenen Koçluk Teknikleridir. Gariptir bir zamanlar çevrem de koçluk eğitimi almış biri vardı, ama hayatı o kadar da tutarlı değildi, en azından beni ikna etmeye yeterli değildi, ondan dolayı koçluk yapan kişilere karşı bir ön yargı oluşmuştu, ticari bir olay gibi düşünüyordum, bu işin en başında eğitim verenler var, çatır çatır sertifikalı koç çıkartıyorlar piyasaya tabi, bir hataya düşmeyelim, hiç kimse ilk seferinde başarılı olmamıştır, zaman içerisinde kendisini geliştirenler olabilir ama bu konumuz dışında zaten. Her neyse konumuza dönersek, size ufak bir örnek vereceğim, çocukken bir oyun oynardık, amaç hep aynı kelimeyi söyletmek, mesela, derdik ki, araban var mı, yok, sevgilin var mı, yok, bisikletin var mı, yok, sürekli yok sözcüğünü söylettirecek sorular sorardık ve en sonunda da eşekten farkın var mı derdik ve oda alışık olduğu üzere yok dediğinde kahkalar atardık, ve nereden bilebilirdik ki bunun bir iletişim tekniği olduğunu, peki nasıl mı, bu duruma direnç gösterilen durumlarla çalışma tekniği adını vermişler ve, olumsuz bakış açısını yenmede fayda sağlıyor,…