Latif Erdoğan – Şeytanın Gülen Yüzü
Siyaset / 13 Eylül 2018

Ülkemiz çok büyük bir hain köpeğin ihanetini yaşadı, dinimizi kullanarak büyüttüğü örgütüyle, en kritik noktalarımıza sızarak kalkıştığı hain darbe sonucu asker, polis, sivil 248 insanımızı şehit verdik. Böyle bir ihanet şebekesi bir anda oluşmadı, yavaş yavaş büyüdü, dış güçlerin desteğiyle birlikte daha da hızlandı. Ülkemizin her yerine sızdılar, söz de abiler, soruları çaldılar, askeriyeye sızdılar, istihbarata sızdılar, polise sızdılar, eğitime sızdılar, telefonları dinledir, yargıyı rehin aldılar. İşte böyle bir ihanet şebekesinin içerisinde 45 yıl kalan Latif Erdoğan, bu kadar manidar ve uygun bir isimle Şeytanın Gülen Yüzü kitabıyla bu ihanet şebekesinin kurulumundan itibaren başlayarak, büyümesine, himmet adı altında para toplamalarına, elde ettikleri güç sayesinde şantajdan yıldırmaya, adam kayırmadan, ihale vermelere kadar bir çok konuda bilgi veriyor. Şeytanın Gülen Yüzünü okudukça kendini beğenmiş, rüşvetçi, rekabetçi, hak yemekten sakınmayan, idealleri için başkalarını harcamaya razı olan, para kaynakları için duygu sömürüsünü çok iyi kullanan bir adamı tanıyacaksınız. Bizler burada Diktatörlüğün Psikolojisini tanıttık, İktidar kitabını tanıttık, orada ne varsa Fethullah Gülen Şeytanında hepsi mevcut. Bu yollar böyle başlar bir kere aldın mı gerisi gelir, kandırılan onca insan, şehit olan onca insan, hakkı yenen onca insan, hırs, iktidar… Adam 20 yaşında sistemi yıkıp yerine sistem kurmayı planlayan, dünyayı ele geçirmeye çalışan aklını yitirmiş bir deli….

Demet Cengiz – Patronca
Kişisel Gelişim / 13 Eylül 2018

Bir zamanlar Hüsnü Özyeğin’in konuk olduğu bir konuşmayı izlemiştim, konuşma tarzı, söyledikleri, tam bir patron olduğunu gösteriyordu, izlediğim o konuşmadan çok keyif almıştım, çünkü ilgi alanım olan iş dünyasından bahsediyordu, tabi iş dünyamızda bir çok patron var ama hepsine ait konuşma yok, onlarla tanışmakta kolay değil, ama bu sorunu çözen kitaplar mevcut, bunlardan biri de Demet Cengiz tarafından hazırlanmış olan Patronca Başka Bir Lisan kitabı. Bu tarz kitapları her zaman severim, çünkü kaynak kitabı değeri taşırlar, özellikle bu kitap ise patronlara sorulan soruların cevaplarını içeriyor, her yiğidin yoğurt yiyişi farklı olduğu gibi patronlarında ortak noktada birleştikleri maddeler var. Ülkemiz de farklı bakış açılarına çok rastlayamayız, özellikle çalıştığınız kurumlarda bir konu etrafında en fazla kaç kişi söz sahibi olabilir ki, bir toplantı olsa kaç çalışan katılacak, kaçı aykırı fikir yada farklı fikir beyan edecek. Ama bu kitapta 50 adet iş dünyasının patronu, çeşitli sektörlerde kendilerine sorulan 10 adet soruya samimiyetle cevap veriyorlar, bu sorular nasıl oluştu derseniz, Demet Cengiz’in imza günlerinde sorulan soruların toplanmasıyla elde edilmiş sorular. Neler mi var, başarının sırrı, şans, pişmanlık, iş hayat dengesi, sosyal medya, aile… Demet Cengiz, Patronca kitabında bir de derleme yapmış her soru hakkında, orada sosyal medya da iş insanlarının takip ederken kendi isimlerini…

Fatoş Ayvaz – Koçluk Teknikleri
İş Kitapları , Kişisel Gelişim / 13 Eylül 2018

Bazı kitaplar vardır, konuyu dallandırıp budaklandırır, halbu ki özü azıcıktır, işte birazdan size tanıtacağım kitap ise size bu özü öyle güzel veriyor ki, nasıl ki altının değerini sarraf bilirse, işte bu kitapta öyle. Sizlere tanıtacağım kitabın ismi Fatoş Ayvaz tarafından derlenen Koçluk Teknikleridir. Gariptir bir zamanlar çevrem de koçluk eğitimi almış biri vardı, ama hayatı o kadar da tutarlı değildi, en azından beni ikna etmeye yeterli değildi, ondan dolayı koçluk yapan kişilere karşı bir ön yargı oluşmuştu, ticari bir olay gibi düşünüyordum, bu işin en başında eğitim verenler var, çatır çatır sertifikalı koç çıkartıyorlar piyasaya tabi, bir hataya düşmeyelim, hiç kimse ilk seferinde başarılı olmamıştır, zaman içerisinde kendisini geliştirenler olabilir ama bu konumuz dışında zaten. Her neyse konumuza dönersek, size ufak bir örnek vereceğim, çocukken bir oyun oynardık, amaç hep aynı kelimeyi söyletmek, mesela, derdik ki, araban var mı, yok, sevgilin var mı, yok, bisikletin var mı, yok, sürekli yok sözcüğünü söylettirecek sorular sorardık ve en sonunda da eşekten farkın var mı derdik ve oda alışık olduğu üzere yok dediğinde kahkalar atardık, ve nereden bilebilirdik ki bunun bir iletişim tekniği olduğunu, peki nasıl mı, bu duruma direnç gösterilen durumlarla çalışma tekniği adını vermişler ve, olumsuz bakış açısını yenmede fayda sağlıyor,…

Michael Michalko – Yaratıcı Dehanın Sırları
Kişisel Gelişim / 13 Eylül 2018

Zeka testi yada IQ testi, nedense herkes bundan aldığı yüksek puanla övünmek ister, sanki bunun yeterli geldiği doğruymuşçasına, peki tarihte en yüksek puana sahip birinin bir dergide köşe yazısı yazdığını, bilime hiç bir şekilde katkısı olmadığını, yada sıradan bir fizikçiden bile düşük zeka puanına sahip bir fizikçinin nobel ödülü kazandığını söylesem… Michael Michalko, Yaratıcı Dehanın Sırları kitabında geçmişe damga vurmuş dahilerin düşünce tekniklerini, bir fikir oluşturmada nasıl davrandıkları, olayları ne şekil ele aldıklarını güzel bir şekilde ve örneklerle anlatmış.Bir çok farklı alandan insanın incelendiği, her kesime hitap eden bir kitap ortaya çıkmış. Bu kitabı okuduğumda tabi ki herşey zihninizde kalmıyor, ama bizzat kendi tecrübem olan bakış açını değiştir ile ilgili bir olayımı anlatayım. Bir gün bir evi arıyordum, evin sadece bir kaç farklı açıdan çekilmiş fotoğrafları vardı, ilk olarak google haritaları açıp binaların konumlarına göre aradığım evin tahmini yerleşkesini buldum, yalnız aksilik şu ki referans noktam haritada üç boyutlu gösteriliyordu ve benim açımı bozuyordu, taramam gereken alan genişliyordu, neyse, elimde bir başka referans noktam ise bir caminin minaresinin üst kısmıydı, yine google dan o bölgede ki tüm camilerin fotoğraflarına baktım ama istediğim olmamıştı. Neyse elimde ki az bir veriyle yola çıktım, şanslıydım ki, ilk dakikadan camiyi bulmuştum ama oda ne,…

Fathalı M. Moghaddam – Diktatörlüğün Psikolojisi
Psikoloji / 13 Eylül 2018

Siyasetimizin kısır döngülerinden biri var, ne zaman yeni bir kural konsa hemen itirazlar başlar, diktatör derler, karşı tarafta yahu ben diktatör olacağım ve sen de böyle konuşabileceksin der ve tartışma bir sonra ki tartışmaya kadar kapanır. Peki diktatörlüğün işaretleri, yöntemleri belliyse, bu işaretlerin farkına varıp bir kişinin diktatör olup olmadığını anlayabilirsek… Aslında bu dediğim çok anormal bir durum değil, çünkü bu diktatörlüğün de bazı basamakları var. Fathalı M. Moghaddam, İran doğumlu ve hem Şah Pehlevi hem de Humeyni diktatörlüğünü yaşamış biri olarak Diktatörlüğün Psikolojisi kitabında bizlere oldukça güzel ipuçları veriyor. Diktatörlükler de, yada aslında tüm siyasi hareketlerde muhakkak sırtlarını dayayacakları sağlam temellere ihtiyaçlar vardı, bu kimisin de din, kimisinde milliyetçilik, kimisi de laiklik, kimisinde eşitlik… Herkes sağlam bir temel ve güçlü elitler çerçevesinde ve bir tehdit ve bu tehditin temizlenmesine yönelik hamleler ile sıçrama tahtası yöntemini kullanarak başa geçmeye çalışıyorlar. Diktatörlüğün oluşum basamakları olduğu gibi, acaba bir diktatörlükte yaşıyor olabilir misiniz, bunu da anlamanın bir kaç yolunu söylüyor kitap, mesela diyor ki şehir meydanı testi, mesela birisi şehir meydanına gidip düşüncelerini özgürce söyleyecek ve başına hiç bir şekilde ceza, yaptırım yada fiziksel şiddete maruz kalmadan hayatına devam edebilir mi. Yada yönetim de ki kişiyi göndermek yada tekrar seçtirmek için yeterli…