dasdasdaw
Cengiz Aytmatov – Toprak Ana
Roman / 10 Eylül 2018

Bir zamanlar sürekli bilgi verici kitaplar okuyordum, yok zihnimizi nasıl geliştiririz, yok bedenimizi nasıl eğitiririz bir gün dedim ki roman okuyacağım, aslında şu soruyu sormuştum insan neden roman okur, gerçi hala da cevabını bulamadım ama yaklaştım diyebiliriz ve tarzımı değiştirmeye karar verdikten sonra okuduğum ilk roman Cengiz Aytmatov‘un Toprak Ana kitabı olmuştu. Kitabı okuduğum zamanlar da hayatımda oldukça çok Ahıskalı kimseler vardı, zaman zaman onlarla sohbet eder, ne iş yaptıklarını öğrenirdim, işte Toprak Ana romanı da bana o ortamları birebir yaşattı. Roman İkinci Dünya Savaşı sırasında Kırgız köylüsünün öncesinde, savaş sırasında ve sonrasında ki durumu anlatıyor, çiftçilik yapan güzel bir aile, çocuklarını evlendiriyor falan derken bir anda patlak veren savaş ve çocuklarını teker teker kaybeden ananın durumu, erkeksiz kalan kadının geliniyle olan zor günleri, gelininin dağıtması, sonrasında ise toprak ana’ya torun gelmesi… Tabi her şey burada olduğu gibi hızlıca geçmiyor, köylünün yaşamı, o diyarlarda yaptıkları, yerel kelimeler, tasvirler insanı o bölgede sıcacık yaşatıyor, tabi savaş ve çirkin yüzü, değişen hayatlar, değişen koşullar, hani biz de vardır ya Anadolu Kadını, işte öyle bir ananın yaşamı. İnsan bu romanı okurken çeşitli düşüncelerden geçiyor, kendi ülkemi düşündüm, halkımı, savaşı, yokluğu, bolluğu…. Yalnız en çok canımı sıkan da Aliman’ın dağıtması, ortada kalması, gencecik yüreği…

Göktuğ Canbaba – Ayyaş Buda
Edebiyat / 8 Eylül 2018

Kemal Sunal’ın Varyemez filmi vardı, ben küçükken izlemiştim, hani o zamanlar bizim için, Hababam Sınıfı İnek Şaban’dı Kemal Sunal ama bu film de olgun bir erkek rolündeydi, gerçi olgun kelimesini şimdi kullandım o zaman sorsalar Kemal Sunal yaşlı yada baba rolünde derdim, her neyse mesele o değil zaten, o film de şöyle bir sahne kalmıştı aklımda, Cem Davran, film çekiyor sanat filmi, Kemal Sunal’da bu ne biçim bir film falan mı ne diyordu, oda bu sanat filmi, kimse bir bok anlamayacak ki sanat filmi olsun diyordu. İşte Ayyaş Buda kitabını da Göktuğ Canbaba bu tarz da yapmış. Bu yazımı okuyanlar ve kitabı beğenenler saldırmasın bana, benim yazdığım kitle genel halk kitlesi, kitap ise yol hikayesi, çıkılan uzun bir yolculukta çekilen fotoğrafların bir kaç yıl sonra hikayeleştirilmesiyle oluşturulmuş bir kitap. Kitabı okurken çok fazla tasvir, ayrı bir hava hissettim, ben o havadan değilim, olmayacağım da ama o kafayı öğrenmiş oldum. Tek düze kitap okuyan birinin bu kitabı sevme ihtimali yok, lakin bu tarz bir yaşam tarzı olan, bu tarz bir edebi metinlerden hoşlanan birinin bana küfrettiğini şuan hissediyorum. Kitap okurken hayal gücü çok güzel çalışıyor, belki o anlattığı yerlere gitmediniz, ama muhakkak bir uzak doğu, nepal filmi seyretmişsinizdir ve yazar Göktuğ…